Suriye Meselesine Dair

Mesele üzerine çok fazla açıklama ve konuşma yapıldı. Bununla beraber Suriye meselesinde baş aktörlerden biri olan Türkiye ve Türk halkı, kendi milli güvenliği için bulduğu bu güç boşluğundan derhal hareket etmek mecburiyetindedir. 



Bunun için yapılması gereken ilk şey Kobani'den başlayarak, Ayn-el Arab'a kadar PKK-YPG ve çatı yapıları olan SDG'nin tüm unsurları sürülmelidir. Bu sayede Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında oluşacak olası bir ABD karakolu olarak YPG-PKK'nın terör devletinin kurulmasının önüne geçilecektir. SDG'nin bölgedeki önemini yitirmesi üzerine bölgenin zaten büyük çoğunluğuna sahip olan ve söz hakkını elinde tutan Araplar, bütünlüğü tahsis edecektir. Bu raddeye gelindiğinde kurulacak devletin laik, demokratik perspektifte kurulmasına çaba harcanmalıdır. Çünkü laik, demokratik, üniter bir ulus devlet ayrılıkların önüne geçecek emperyalizme maşa olma ihtimali olan azınlıklara, emperyalizmin silahı olma utancını yaşatmayacaktır. Yine bölgede kurulacak güçlü Suriye,ABD destekli bölgenin azgın devleti İsrail karşısında da emperyalizme karşı sağlam bir direniş duvarı olmayı başaracaktır. 

Bu mesele özelinde başarı amaçlanıyorken Rakka'da bulunan İşidli teröristler için de imkanlar düşünülmeli. Onların olası bir ayaklanmasının ve kurtuluşunun önüne de geçilmelidir. Bunun için BM, AB, ABD, Rusya ve Suriye hükümeti ortaklaşa çalışma içine girmesi sağlanmalıdır. 

Devletin buna benzer bir kalkışmaya girişmemesi, beklemesi; yalnızca Türkiye için değil, tüm Ortadoğu için sakıncalı durumlar doğuracaktır. Bu sakınca en başta Irak, Suriye, İran ve Türkiye'de faaliyet yürüten PKK-YPG'nin Suriye'de meşrulaşmasına yarar. Bu sebeple Arap, Fars ve Türk ulusunun ortak bir mücadele alanı haline gelmelidir PKK'a ile mücadele. Çünkü Suriye'de meşrulaşacak bir PKK yapısı, ilk olarak İran ve Türkiye'de azınlık hakları temelli bir özerklik arayışını güçlendirecek; İran'a bu komuya dair direkt müdahale olacağı da kamuoyunda tartışılıyor. Ardından bu kurulan özerk yapılar emperyalist güçlerin; başta ABD olmak üzere beraberindeki İsrail ve AB'nin ulusların egemenlik haklarına müdahale etmesine, bölgede kendilerine karakol devlet kurmasına ve İsrail'in sürekli yazmış olduğu İsrail'in bölgesel güvenliği ve gücü için gerekli gördüğü nüyük ve sözde bağımsız Kürdistan kurululmasına sebep olacaktır. Bölge halklarının doğal kaynakları; petrol ve maden gibi büyük kapitalist olan yabancı sermayenin eline geçmesine yarayacaktır. Yine İsrail'in kazandığı güç ile başta Filistin olmak üzere, kendilerine dini motiflerle vaad edilmiş topraklar denen bölgede ulusları sömürebileceği düzenin de önünü açacaktır.

PKK bölgede kendisine karşı olan kalkışmalarda sivilleri geleneği itibariyle bir terör faaliyeti içerisine girerek öldürmekte. (https://x.com/Step_Agency/status/1867222197603041323?)t=J8FtX1jRYiR2P84U26Bg3w&s=19)

Bu bize göstermektedir ki; Türkiye ve diğer unsurların ittifak içinde olduğu diğer grupların, terörle mücadele kapsamında bölgeye girmek için geçerli nedenler elinde bulunmaktadır. 

Bununla beraber Suriye'nin kaderi Suriye Arapları'nın elindedir. O sebeple göçmen statüsünde olan Suriyeliler geçici hükümetin hakim olduğu bölgelere gönderilmeli ve dışarıdan gelmiş yabancı militanların, onların toprakları üzerinde PKK safında söz söyleme hakkını elinden almalıdır.

Yorumlar