''Bununla beraber temsil veren halk temsilcisine kendisini mecliste temsil etmesi ve onun çıkarları için çalışması için maaş vermektedir. Buradan çıkarımla varacağımız sonuç Muhalefet muhalefet olmanın ahlakını yerine getirmeli ve aşağıdaki ilkelere dikkat edilmeli ve uyumlu olmalıdır.''
Siyaset Üzerine düşüncelerini birçok düşünür daha önce insanlıkla paylaştı fakat dürüst olmak gerekirse Yüceler Düşüncesi hiçbir vakit bu konuya eğilip fikir yürütmemişti ve hatta düşündüğü birçok konuda da olgunlaşmayı beklemekteydi çıkış yapmak için. Fakat siyaset meselesine gelince şuan fikrimizin toy olup olmadığından emin olmamakla beraber üzerine derhal bir yazı yazma gereği duyduk çünkü; bu mesele gördüğümüz kadarıyla içine düştüğü bu yozlaşmış kuyuda toplumun kültürel ahlakına da, bireylerin erdemlerine de saldırmakta. Konunun elbet sadece ahlaka ve erdemlere zarar verdiğini söylemiyoruz fakat bundan fazla olan zararda önce siyasilerin kişisel ve siyasi erdemlerinin, sonra kitlelerin erdemsizlik ve ahlaksızlıklarının ve en sonunda da maddi çöküşlerin oluşuna sebep olmaktadır. Bu gördüğümüz şeylerin hepsini anlatmanın bir manası yok fakat yozlaşmış siyasetin gelebileceği hali görmek için aşağıdaki görselleri inceleyebilirsiniz. Görsellerin ardından Yozlaşmış Siyaset, İktidarlar ve Muhalefet''i anlatacak, sonrasında da ''siyasiler nasıl olmalıdır ve siyaset nasıl yapılmalıdır''ı açıklayacağız.

Görseller: https://referandom.com/kanun-teklifleri
Yukarıdaki görseller farklı tarihlerde mecliste oylamaya sunulan çeşitli kanun ve düzenleme teklifleridir ve bunlar tüm halkın yararına veya zararına olacak kararlardır. Biz bu tekliflerin zararlı yada yararlı olup olmadığını tartışmayacağız onu yapmak siyasetçilerin ve genel olarak halkın işi ama buranın konusu değil. Bunları değerlendiren ve oylayan vekillerin muhalefet kanadında olanların söylemleri ise bunların hepsinin halkın ve ülkenin zararına olduğu yönünde. Öyle düşünüyorlarsa söylemek ve muhalefet etmek de onların görevi, düşüncemizin temelinde olduğu gibi bir insan yapması gereken şeyi yaptığı için övülemez. Zira burada övülecek bir şey de yok çünkü; bu yanlışı dile getiren millet vekilleri bu bahsettikleri yanlışa kamuoyu önünde karşı çıkmak ve muhalefet yapmak dışında bir şey yapmıyorlar. Kamuoyu önünde yapılan eleştiriler ve muhalefet ise tek başına yeterli ve samimi değil çünkü; salt olarak bunu yapmak buna karşı direkt eylemsel vazifesi bulunan kişinin görevini yapmama, topluma dair sorumluluğu olan bir makamı işgal etme ve toplumu kandırmaya yönelik ahlaksızlığıdır. O sebeple yasama görevini üstlenen meclis, senato üyelerinin ilk vazifesi yanlış olan bir şeye karşı orada mücadele etmeleridir. Yukarıdaki görsellerde de bu makamda bulunan kişilerin vazifesini yerine getirmediği aleni olarak gözler önüne serilmektedir, çoğu oylamada muhalefet partilerinin oy veren vekil sayısı oylamaya katılmayan vekil sayılarından daha azdır. Bu demek oluyor ki bunlardan, halkın yaşamından ve memleketin ahvalinden sorumlu olan siyasiler sorumluluğunu yerine getirmeme ve ardından halkı iki yüzlülükle kandırma ahlaksızlığı içine girmektedirler.
Peki İktidar olmanın vazifeleri nelerdir Farabi bunun için
Görsel:
FÂRÂBÎ’N İN GÖZÜYLE AHLÂK-S İYASET İLİŞKİLERİNİN ANALİZİ Yrd. Doç. Dr. Atilla ARKAN
Farabi lider nasıl olmalıdır sorusunu bu ilkelerle cevaplıyor. Bu biraz hoşgörülü bir yaklaşım olmakla beraber ülke yöneticilerinden de bunlar beklenir. Bizim düşüncemize göre bunlar tabi gereklidir fakat bir sıralamaya koyacak olursak lider ilk olarak erdemlere sahip olmalıdır ve gayesi de ilk olarak yönettiği toplumda adalet düzenini tahsis etmek, toplumun çıkarlarının öncelemek olmalıdır. Halkını fakirleştiren ve adaleti tahsis etmeyen bir lider liderlik erdemlerinden çıkmış, erdemsiz bir kişilik haline gelmiş ve toplumunun da ahlakına zarar veren bir mahluk haline gelmiştir. Böyle bir liderin olduğu ülkenin halkı kendini halktan ayırma ve ayrıcalıklar arama ahlaksızlığı içine sürükler ve bunları da liderin var ettiği düzene dayandır. Tabi bu liderin kurduğu düzende var olan yöneticilerde her türlü ahlaksızlığı kendilerine hak görürler. Çünkü burada liderin halka olduğu gibi altındaki yöneticilere de örnek olma vazifesi kendini gösterir ve liderin alt liderleri de bunun düzenin bir parçası ve gereği olduğunu öğrenirler. Bu doğrultuda da onlar da bulundukları alanlarda kendi liyakatsiz, adaletsiz düzenlerini kurarlar ve bu çerçevede de konumlarını güçlendirmek için hakkı değil kişisel samimiyeti ve çıkarları esas alırlar. Buna örnek verecek olursak Akademinlink kanalında Prof. Dr. Behçet Özkara'nın bir videosunda ( https://youtu.be/oV5l10gA-xQ?si=W9wnS2CKGeoqUfGn ) bahsettiği ÜNİVERSİTE GENEL SEKRETERİNİN KIZI ASUMAN gibi mahlukatlar varlık gösterir, konu hakkında bilgi sahibi olmak için linkteki videoyu izleyebilirsiniz.
Şimdi iktidar ve muhalefet ilişkisi konuşmamız gerek. Bu yazı asli olarak iktidar problemlerinden bahsedeceğimiz bir şey değil. İktidarlar her daim eleştirilmesi gereken kurumlarıdır ve buna maruz kalıyorlar fakat bu eleştiri hakkı ile yapılmadığı ve demokratik yönetimlerde muhalefet iktidara aday olamadığı, muhalefette olmanın refahını yaşadığı için iktidarlar başarısızlıklarını halkın cebine duyurmadıkları vakit varlıklarını sürdürmeyi başarıyorlar.
Bu konuya yazımızın başında mecliste yapılan oylamalara dair paylaştığımız görselle başlayacağız. Muhalefet yapması gerektiği gibi kendince halkın zararına gördüğü tekliflere karşı çıkıyor ve bunu da sürekli dile getiriyor. Bu dile getirme haliyse yasama anında fiili olarak bir görev alma haline dönmediği için sunulan teklif kabul ediliyor; bunun ardından da işte muhalefet kanadı bunu karşı sert sözler ve eleştiriler savuruyor. Bunu gören muhalif halk onları verdikleri mücadeleden dolayı alkışlıyor ve kitleler mecliste, asıl görev yerinde bunu karşı çıkmamış temsilcilerini bir sonraki demokratik seçim sahnesinde destekliyor ve konumlarını korumasına izin veriyor. Bunu Türkiye' mevcut iktidarın ilk girdiği seçimden günümüze ana muhalefet partisinin oy oranlarını inceleyerek anlayabilir.
Görsel:
https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_se%C3%A7imler
Yukarıdaki tabloda gördüğümüz gibi ana muhalefet partisinin 2002 ve 2018 yıllı dahil hiçbir seçimde oy oranında ciddi bir değişim gözlemlenemiyor ve yine ana muhalefet ardımızda bıraktığımız 2023 Genel Seçimlerinde de benzer bir oy oranıyla mecliste kendine yer buluyor ki aslında bu tam manasıyla bir hezimet olarak kabul edilmelidir çünkü; 2023 seçimleri iktidarın mutlak kaybının beklendiği seçimdi. Bu seçimin kaybedilmesinin en büyük sebebi yine Ana Muhalefet partisinin konumunu koruma ve genel başkanını da ülkenin başkanlığına dayatmasından başka bir şey değildi. Şimdi bu meselelerin stratejik hatadan ziyade bir megaloman tavır olduğunu kabul etmemiz gerekir. İşte bizim de gelmek istediğimiz nokta burası, iktidarlar ve iktidar sahipleri iktidarda oldukları süre boyunca ne kadar şahsiyetçileşir, megalomanlaşır ise Ana Muhalefeti işgal eden güçlerde bir o kadar o hale. Çünkü iktidar karşısında demokratik düzenin mutlak gücü ve temeli olan halk, artık onların hizmet etmekle vazifeli olduğu topluluk değil, onlara mecbur olan bir sürüdür. Buna sebep olan unsursa iktidar gücü karşısında görünürde en denk olan grup budur. Fakat bu yanılgıya düşen muhalefet hiçbir vakit iktidara aday olmayı başaramaz. Bu başarısızlık hali muhalefetin iktidar olmak istemediği ve iktidar ile danışıklı dövüş içinde olduğu gibi bir düşüncenin de zihinlerde doğmasına sebep olur. Bu hayli uçuk bir düşünce gibi gözükse de kitlelerde bu düşüncenin doğması hayli normaldir. Bu düşüncenin hatalı da olsa sahip olmanın haklı olduğu bir düşünce olduğu gerçeğini reddedemeyiz. Örneğin günümüz Ana Muhalefeti hakkında böyle düşünülmesinin sebeplerine 2023 seçimleri ve meclis çalışmaları üzerinden maddeler halinde örnekler.
- Başkanlık için uzlaşılmamış bir aday çıkarılması ve her kesin demokratik düzende kendini gösterdiği çok adaylı bir seçimin propaganda aygıtlarıyla yalanlarla engellenmesi ( iki turlu seçim sisteminde tek adayda uzlaşmak gerekmiyor, çünkü her halükarda ikinci turda en güçlü iki aday arasında seçim yapılacak ve muhalefet partileri de iktidarın karşısında olan adayı desteklemek zorunda kalacaktı fakat bu böyle yapılmadı ve ana muhalefete küskün seçmen kaybedildi)
- Seçime giren muhalefet ve takipçileri seçim kesinkes kazanılmış gibi hareket ederek verimli bir çalışma yürütmedi.
- Kırsal bölgeler için bir örgütlenme ve seçim çalışması gerçekleştirilmede, iktidarın en büyük endişesi olan depremzede ve mağdur halk göz-ardı edilerek iktidara doğru tekrar yönlendirildi.
- İktidar aday olan muhalefet sorunlara dair yeterince çözüm önerisi hazırlamadı ve yetersiz önerileriyle de bir ikna çalışmasına girmedi.
- Kendi politik sorunlarını halkın genel sorunları gibi lanse etmek.
Burada saydığımız ve saymadığımız benzer birçok eylem aslına bakacak olursak mantıklı bir siyaset yapıcının gerçekleştireceği eylemler değildir ve o sebeple de bu tarz başarısız, makul olmayan düşünce yapıları siyaset okuyucuların gözünde başarısızlık ve yetersizlik olarak yorumlanırken, kimi için de bilerek yapılan hatalar olarak düşünülmektedir. Bunun sebebine gelince kişiler ve okuyucular yorumlarken siyaset içinde olan insanların bu denli beceriksiz olmasını beklemezler ve bahsettiğimiz kanıya varmayı daha makul görürler. Makul burada doğru olduğunu düşündüklerini anlamına gelmez, sadece daha mümkün görmek demektir.
Bir de bu muhalefetin iktidar olmamak için çabaladığını düşünenler yazının başından beri üstüne düştüğümüz meclis çalışmaları ve sahte muhalefet hususuna da çok önem verirler. Bunu yapmalarındaki sebep muhalefetin işini yapmaması için iktidarla bir danışıklı dövüş içine girdiği ve bu sayede muhalefet olarak iktidarla aynı meyvelerden yeme hakkına sahip olacakları düşüncesidir. Örneğin muhalefet şirketlerin yararına halkın zararına olan bir kanunu engellenmeye çalışmazsa muhalefet partilerinin içindeki iş veren ve şirket sahiplerinin de bu kanundan çıkar elde edip, zenginleşeceğini düşünmek gayet normal bir tümevarımdır. Ya da iktidarın belediyelerde yandaşlarını işe almasının ve bunu parti propaganda aracı olarak kullanmasının üzerine gitmemek, muhalefetinde aynı şeyleri yaparak bir çalışma yürüttüğü ve bunun içinde bu alana dokunmadığı, dokunursa kendine de zarar geleceğini bildiği düşüncesini doğurmaktadır.
Değerlendirme
Bu saydığımız sebepler bize muhalefet doğru veya yanlış okumalarla her halükarda yanlış yolda olduğunu göstermektedir ve bu sebeple muhalefet üyeleri ilk olarak ''Demokratik Düzende Siyasetin Muhalefet Ahlakına'' uygun eylemler ve pratikler işletmeye başlamalıdır. Bununla beraber kendinin seçen değil, seçilen olduğunu da anlamalıdır. Bu ahlak merkezinde gerçekleştirilecek ve uygulanacak her türlü siyasi eylem ve pratik başarılı olsun ya da olmasın ahlaksızlık olmaktan çıkacak, bu doğrultuda da siyasetin içerisinde gelen eleştiriler onların ahlaki yönüne değil, pratik yönüne dair olacaktır. Pratik yönüne dair yapılan sahi ve samimi eleştirilse kulak asıldığı müddetçe onların faydasına olacaktır. O sebeple muhalefet partileri ilk başta şunu kabul etmelidir; sizi eleştiren basın mensupları, düşünürler, ideologlar ve halk sizin düşmanınız değil seçicinizdir ve sizi eleştirmek de onların hakkıdır. İşini iyi yapmayan bir işçiyi eleştiren iş veren ya da derslerinde başarısız olan öğrencisini eleştiren bir öğretmen gibi. O sebeple eleştiriler kabul edilmeli, eleştiri vereni iktidar yanlısı ilan etmekten vazgeçilmeli, halkın patronu değil çalışanı olduğu anlaşılmalıdır. Bunları kabul etmeyen hiçbir kurum Temsili Demokrasi'nin esaslarını anlamalı ve çekilmesi gerektiği kabul etmelidir. Çünkü temsil görevini veren halk patron olma hakkını da elinde bulundurur, bununla beraber temsil veren halk temsilcisine kendisini mecliste temsil etmesi ve onun çıkarları için çalışması için maaş vermektedir. Buradan çıkarımla varacağımız sonuç Muhalefet muhalefet olmanın ahlakını yerine getirmeli ve aşağıdaki ilkelere dikkat edilmeli ve uyumlu olmalıdır.





Yorumlar
Yorum Gönder