Emperyalizme Karşı

 

Emperyalizme Karşı

Yazıya başlamadan önce emperyalizmin kısa bir tanımını yapmamız, ardından onun tarihsel evrelerini ve ilerleyişini görmemiz gerekiyor. Sonrasında onunla mücadele yöntemlerini görüp değerlendirecek ve ona, yani emperyalizme karşı mücadele stratejimizi oluşturacağız.

Emperyalizm Nedir?

Emperyalizm, ister tarihsel süreçlerde olsun ister modern zamanda, asgari düzeyde ancak şu şekilde açıklanabilir: Emperyalizm, güçlü bir ulusun (askerî, ekonomik, kültürel vb. açıdan) güçsüz ulus(lar)a yönelik yayılmacı tavrıdır.

Günümüzden örnek verecek olursak, — her ne kadar kendisi var oluşu itibarıyla devrimci olduğunu iddia etse dahi — ABD emperyalist bir devlettir. ABD emperyalizmi ise 5 farklı başlık altında toplanır: kültür, ekonomi, askerî, diplomasi ve iletişim. Emperyalizme dair bu tanımı yapan kişilerin başında — mücadele stratejisi her ne kadar emperyalizme hizmet ediyor olsa dahi — Galtung gelmektedir. Galtung’un mücadele stratejisine dair eleştiriyi de yine yazının ilerleyen bölümlerinde yapacağız. Şimdilik Amerika örneğiyle bu beş başlık üzerine konuşalım.



1.       Kültür Emperyalizmi: Kültür emperyalizmi hâkim ulusun kültürünü, gücünü, diplomasisini hâkim olmayan uluslara çeşitli iletişim araçlarıyla özendirecek, imrendirecek şekilde tanıtmasını esas alır. Bunu yaparken de yine aşağı gördükleri toplumların kültürel ögelerini aşağılamaktan geri durmazlar. Bu sayede iletişim emperyalizmi ile birleşen kültür emperyalizmi toplumlara karşı uygulanacak askerî ve siyasi politikaları aklamayı da amaç edinir. Buna iletişim emperyalizmini anlatırken değineceğiz. Kültür emperyalizmini kullanan bir ulus hedef aldığı toplumların halklarını kendi kültürüne imrendirmeyi amaç edinirken bunu bir de kendi istedikleri yönde yaparlar. Örnek verecek olursak; ABD, kendi kültürü olan bir devletten — ulus olmadığından dolayı — pizzayı aldı kendi markalarını yarattı. Ardından hepimizin bir zamanlar izlediği Ninja Kaplumbağalar gibi çizgi filmleri kullanarak toplumların içine kattı. Ya da gitti Almanların hamburgerini aldı, fastfood zincirlerini kurdu ve hepimizi hızlı ve sağlıksız yemek alışkanlığına kattı. Hâlbuki tavuk döner bir hamburgerden daha hızlı servis edilir, daha çok doyurur ve daha ucuzdur. Bu örnekler genelde yemek sektörünün bir parçası ama sizler bunun üzerine teknoloji, alkol, sigara, uyuşturucu vesaire gibi şeyleri de ekleyebilirsiniz.

2.       Ekonomi Emperyalizmi: Ekonomi emperyalizmi hâkim ulusun hâkim olmayan uluslara karşı elinde bulundurduğu ekonomik güç ile kontrol altına alma çalışmalarına verilen genel bir addır. Örneğin, bir ulusun sahip olduğu ekonomik güç ile alt ulus olarak gördüğü ulusları borçlandırarak kendine bağlaması ekonomi emperyalizmidir. Bununla beraber ülkelerin içlerine yapılan yatırımlarla sağladığı ekonomik refahın yanında, istihdamla da bir kontrol mekanizması hâline dönüşmektedir. Bu yatırımların emperyalist bir çalışma olarak güç kazanmasının en büyük sebebi de yine o ulusun kendi üretim araçlarıyla üretim yapamıyor olmasıdır. Kendi üretim araçlarına sahip olmadığından emperyalist ülkelerin yatırımlarla hedef aldığı uluslar, iktisadi varlığını sürdürmek için emperyalistler tarafından kontrol edilebilir bir güç olmak zorunda kalır. Yine bunun da en büyük örneklerinden biri ABD’nin Marshall yardımlarıdır. 2. Dünya Savaşı’ndan çıkmış Avrupa bu yardımlar sayesinde kalkınmayı amaç edinmiş ve bununla beraber diplomaside borçlu ülkeler haline gelmiştir. Türkiye ise Marshall yardımlarıyla birçok sanayi atılımından vazgeçmiş, tarım konusunda ise gerileme göstermiş bu alanlarda bağımsızlığını biraz daha kaybederek kontrol edilebilir hâle gelmiştir. Bununla beraber ABD'nin Dünya geneline haşhaş ve kenevir üzerine uyguladığı diplomatik, ekonomik baskısı da buna örnektir.

3.       İletişim Emperyalizmi: İletişim emperyalizmi de yine ileride saydığımız ve sayacağımız emperyalizm alt başlıkları için bütünleyici rol üstlenmektedir. Modern zamanda bütün emperyalist çalışmalarının ortak noktasıdır. Tabii saydığımız beş başlık da — başında dediğimiz gibi — tam bir emperyal güç olmak için bir arada uygulanmak mecburiyetindedir. İletişim emperyalizmini tanımlamak yerine doğrudan örnekler ile açıklayalım: ABD’nin sinema sektörü üzerindeki hâkimiyeti iyi bir örnek. Zaman içinde bu gücünü kaybediyor gibi görünse dahi dijital platformlarda insanlara aktarılmaya çalışan konular ona hizmet etmektedir ve sadece tarzı değişmiştir. Örnek olarak Kaptan Amerika, Süpermen gibi karakterler çeşitli uluslara karşı aşağı kültür propagandası yaparken, ABD’ye kurtarıcı rol biçmiştir. Ülkelerindeki zenginleşme, zenginlik hikâyelerini konu alan çalışmalarla Amerikan Rüyası’nı yaratmışlardır. Rambo vb. askerî temalı filmlerle işgalciliklerini aklamışlar ve askerî güçlerini abartılı şekilde göstererek uluslar içinde “Amerikan ordusu” efsanesini yaratmışlardır. Bunları yaparken Vietnam, Afganistan hezimetleri gözler önündeydi ama gerçekler sinemanın yarattığı algıyı kırmakta başarılı olamadı ve Vietnam, Afgan uluslarını kendi meşru müdafaasını yapmıyor da ABD halkını katlediyor gibi gösterdi. Yine sinemada dünyanın işgaline karşı kendini kurtarıcı yaptı; mevcut düzende ve dijital pazarda bu tarz propaganda etkinliğini yitirmeye başlayınca insan hakları, yaşam tarzları vs. gibi liberal özgürlük temalarıyla ulusları küçük düşürmeyi ve kendini azınlıkların kurtarıcısı olarak göstermekten geri durmadı. Kültürel emperyalizm saydığımız sebeplerle beş başlığın bütünleyici olan parçasıdır.

4.       Ordu (askerî) Emperyalizmi: Askerî emperyalizm, ordunun kapasitesi ve gelişmiş teknolojisiyle uluslar üzerinde kurduğu baskı ve güç mekanizmasının adıdır. Örnek verecek olursak, ABD 2. Dünya Savaşı’nda kullandığı nükleer bomba ile dünyaya “Ben bir gücüm ve beni alt edemezsiniz” mesajını vermiştir. Ona karşı başkaldıracak ulusların zihin altyapısına “Bir bomba ile yok oluruz” endişesini vermiştir. Devam eden süreçte ise kültür ve iletişim emperyalizmi ile bunu farklı yollarla sürdürmeye devam etmiştir. Yine Kültür emperyalizmi ve iletişim emperyalizmi ile soğuk savaş döneminde Sovyetler’i karalamış, korku figürü hâline getirmiş ve onun karşısında kendisine ordu gücü ile koruyucu güç olarak konumlandırmış ve Sovyetler’i de etrafına topladığı uluslarla çevrelemiştir. Bunun yanında ordu emperyalizmi; kültür, iletişim emperyalizmi ile bir araya gelip Irak Savaşı’nda ABD’ye işgal için kurtarıcı rol biçerken, diplomatik emperyalizm de onun için haklı sebepleri üretmiştir.

5.       Diplomatik Emperyalizm: Diplomatik emperyalizm saydığım tüm emperyalist kuvvetlerin varlığı ile ülkeler üzerinde kurduğu baskıdan beslenen ve ulusların kendisi ile kuracağı ilişkileri kendi şekillendirmeyi amaçlayan bir stratejiler bütünüdür. Ulusların devletleri bu strateji sayesinde kontrol edilebilir hâle gelir ve bunun doğrultusunda emperyalist gücün eylemleri uluslararası ilişkide kontrol edilen ulusların karşı tavır almasını engellerken, genel bir işleyişte de onlara gelecek tepkilerin önüne geçer. Hatta zaman zaman bu sayede kendilerine müttefikler de oluştururlar. Sebepler üretmiş ve hedef aldığı ulus karşısında kontrol edilebilir güçler var etmiştir. Bununla beraber Galtung diplomasi emperyalizmi için hâkim ulus karşısında azınlıklarla da kurulan ilişkiyi bir diplomatik emperyalizm olarak yorumlamaktadır. Bu noktada azınlıkların emperyalistlerin çıkarlarına hizmet etme ihtimalinin yüksek olduğunu kabul etmekle beraber, ayrılık noktamız da buna karşı üretilen çözümlerde başlıyor.



Emperyalizmin Farklı Yorumları

Emperyalizmi her bakış açısından anlamak ve mümkün olan en doğru mücadele yolunu bulmak için bu konuya kısaca değinmenin faydası olacaktır.


 

1.       Ekonomik Yorum

Emperyalizm, genellikle kapitalist sistemin bir aşaması olarak görülür. Bu görüşe göre, emperyalizm, büyük kapitalist güçlerin ekonomik çıkarlarını korumak ve arttırmak için daha gelişmiş çeşitlilikte doğal kaynaklar ve iş gücü sömürme çabasıdır. Ekonomik teoriler, emperyalizmi zengin ülkelerin daha fakir çeşitteki pazarları ve hammaddeleri kontrol etme stratejisi olarak yorumlar. Bu süreç, uluslararası ticaretin ve finansal yatırımların yaygınlaşmasıyla daha da derinleşiyor. Emperyalist devletler, bu sömürüleri kurumsal yapılar, çok uluslu şirketler ve finansal merkezler aracılığıyla gerçekleştirirler.

2.       Politik Yorum

Politik emperyalizm anlayışı emperyalist ulusun, diğer ulusların egemenlik haklarını ihlal ederek veya onları doğrudan kontrol ederek kendi politik alanını genişletmeye çalışmasını ifade eder. Bu yorum, özellikle 19. ve 20. yüzyıldaki sömürge yönetimlerinin ve askerî müdahalelerin yaygın olduğu dönemde ön plana çıkar. Emperyalizm, dış politikada genişleme, askerî işgal ve dolaylı yönetimle bir ülkenin uluslararası alanda hegemonyasını sürdürmek amacıyla kullanılır. Bu anlayışa göre, emperyalist devletler diğer ülkelerin iç işlerine müdahale ederek, onların ayrılıklarını güçlendirerek kendine alan açar.

3.       Sosyo-Kültürel Yorum

Sosyo-kültürel emperyalizm, kültürel egemenlik iddialarının, emperyalist yayılmanın bir aracı olarak ifade eder. Kültürel emperyalizmde, bir ülke, kendi kültürü, değerleri ve yaşam biçimini diğer toplumlara dayatır. Bu durum, özellikle medya, eğitim, dil ve popüler kültür aracılığıyla gerçekleşir. Emperyalist güçler, kültürel sömürgecilik yoluyla yerel kültürler arasında güçlenir, homojenleşmiş bir dünya düzeni yaratmaya çalışır. Bu yorum, kültürel ayrılıkların ve kimlik mücadelesinin, emperyalizme karşı verilen mücadelenin önemli bir parçasının savunulmasıdır.

4.       Marksist Yorum

Marksist teoriler, emperyalizmi kapitalist sistemin doğal bir sonucu olarak görür. Bu anlayışa göre emperyalizm, kapitalist ülkelerin içsel krizlerini çözmek için gelişmeye yöneldiği bir sistemdir. Bu düzenli açılma, daha fazla kâr elde etmek amacıyla sömürgecilerin çoğalması, iş gücü tüketimi ve hammadde çıkarımı şeklinde gerçekleşir. Lenin’in “Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması” adlı eserinde savunduğu görüşe göre, emperyalizm, büyük ölümler ve finans kapitalinin birleşimiyle ortaya çıkar ve dünya çapında yeni bölüşüm savaşları yaratır. Leninist bakış açısına göre, emperyalizm, sınıf mücadelesinin küresel boyuttaki bir devamıdır.

5.       Anti-Kolonyalist Yorum

Anti-kolonyalist yorum, emperyalizmi, tarihsel olarak sömürgeci güçlerin yerli halkları ve kültürlerini sömürme süreci olarak ele alır. Bu bakış açısına göre, emperyalizm sadece ekonomik ve politik bir sömürü biçimi değil, aynı zamanda derin bir kültürel ve psikolojik etkidir. Sömürgeci yönetimler, yerli halkları sadece maddi olarak değil, kültürel olarak da boyunduruk altına almış, onların kimliklerini ve toplumsal yapısını yok etmeye çalışmıştır. Anti-kolonyalist teori, eski sömürgelerin bu mirası silmeye çalışırken bağımsızlık, eşitlik ve kimlik mücadelesini vurgular. Bu yorum, aynı zamanda emperyalizmin, eski kolonilerde hâlâ devam eden eşitsizlik, ırkçılık ve kültürel yabancılaşma gibi kalıntılarını da sorgular. Anti-kolonyalizm, emperyalizmin tarihsel ve güncel etkilerine karşı bir direniş ve bağımsızlık hareketi olarak ortaya çıkar.

  Leninist Yorum Üzerine

Leninist yorum stratejisi itibariyle emperyalizmi salt ekonomik bir tanım içerisine sokmaktadır fakat bu tanım emperyalist emellerin çıkış noktasının ekonomik olması hususunda doğru olmasına rağmen kendi içinde hatalar barındırır ve en başında milletler mücadelesinin temel noktasını ekonomiye dayandırma hatası yapılır. Milletler mücadelesi, en temelde insanlığın bir güvenlik arayışının tezahürüdür. Bu arayış insan evriminde ilkel insandan bize bıraktığı psikolojik bir altyapıdır. Millet olma ve muhafaza etme olgusuna dair akademik kaynakları yazının sonunda paylaşacağız. Milletler mücadelesi, milleti, yani ilkel dürtü olarak sürüyü — veya kabileyi — koruma ve güçlü kılma dürtüsü olarak modern toplumda doğrudan kaynağa sahip olduğu için ekonomiktir. Fakat burada esas olan millet veya ulus olma bilincidir. Bu dürtüler güçlü ulusa dâhil olan güçlü sermaye içinde bir araç hâline gelir. Sermaye bu dürtüleri güçlü ulusun güçlü kalmak için alanını genişletmesi gerektiği düşüncesini kullanarak emperyalizme sebep üretir. Fakat burada tekrardan ifade etmek gerekir ki kapitalizm ve emperyalizm iç içe geçmiş kavramlardır ve direkt bir “Emperyalizm, kapitalizmin kontrolündedir” çıkarımı yapmak mümkün değildir, tam tersi de. Her halükârda ekonomik temeller bu konuda önemli bir yer kaplarlar. Ulus devletler açısından kapitalizm de emperyalizm de ulus için araçtır ve güçlenen uluslar arayışta olurlar. Sovyetler ve Çin kapitalizme karşı hareketle kurulmuş birer devlet olarak devlet kapitalizmine dönmüştür; Tıpkı ABD’nin İngilizlere ve emperyalizmle mücadele sonucu kurulup büyük emperyalist olması gibi. Yine buna Sovyetler döneminde yapılan eleştirilerden örnek verecek olursak Lenin’in proletarya tanımına karşılık olarak, Sultangaliyev’in “Proleter Halklar” fikri söylenebilir. Proleter Halklar fikri doğrusuyla yanlışıyla Lenin’in proletarya tanımından daha başarılıydı ki bunun en büyük göstergesi de MÜSKOM ve Müslüman Kızıl Ordu’nun Bolşevik Parti’ye kazandırdıklarıdır.




Doğru Çıkarımın Hatalı Stratejisi

Bu konu hakkında ciddi bir konuşma gerçekleştireceğiz ama buna gayrı-ciddi ve fevkalade doğru bir eleştiride bulunacak olursak şöyle dememiz yeterli olacaktır: Türkiye’de bu yazıyı yazmış olduğumuz tarihte (26.10.2024) Devlet Bahçeli bu stratejiye söylemsel atıf yapmakta.

Galtung Orta Doğu’da emperyalizmle mücadele için Kürtler üzerinde bir çözüm önerisinde bulunmakta ve bu öneri şu üç aşamadan oluşmakta.

·       Birinci aşama: Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de Kürtleri de içine alacak bir insan hakları iyileştirmesi.

·       İkinci aşama: Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de Kürt özerk bölgeleri.

·       Üçüncü aşama: Kürt Özerk bölgelerinin birleştiği Büyük Kürdistan.

İlk olarak bunun bir hata olmasının sebebi Amerika’nın uzun zamandır stratejisinin kontrol etmesi kolay küçük devletler kurulmasını desteklemek ve büyük emperyal güçle onları karakol hâline getirmek olmasıdır.

İkincisi ABD emperyal bir güç olarak Kürdistan istemektedir çünkü bölgedeki en güçlü müttefiki olan İsrail’i İran unsurundan korumak için İsrail ve ABD güdümünde olacak bir yapıya ihtiyaç duymaktadır.

Üçüncüsü — bölgede her ne kadar yeterli güç haline gelmiş olmasa dahi — Türkiye, ABD için bir tehdittir. Çünkü Türk siyaseti her ne kadar ABD ile ittifak içinde oluyor gibi görünürse de Türk halkı bir yarı-sömürge psikolojisiyle ABD ve AB öfkesini içinde barındırır. Bu sebeple Türklerin kalkınması ve güç olma hâli onlar için problem teşkil eder ve terör örgütleri de bu konuya engel olmak için kurmaya çalıştıkları uydu devletleriyle emperyalistlerin en büyük silahlarından biri olmaktadır. Bu sebeple PKK, YPG, KCK vb. oluşumların emelleri sadece Türkiye, İran, Suriye ve Irak için değil aynı zamanda tüm Orta Doğu, Arap Yarımadası, Filistin ve Kafkasya için emperyalizmin bir silahıdır.


Emperyalizmle Nasıl Mücadele Edilir?

Emperyalizmle mücadele etmek için başta emperyalizme fayda sağlayan küçük ayrılıkçı gruplara karşı bir mücadele stratejisi oluşturmak gerekir. Bu strateji salt askerî stratejiden ibaret olamaz. En başta yapılması gereken şey, ulus için var olan emperyalizm düşmanlığını harlamaktır. Bunun için iletişim araçlarında aktiflik kazanmak ve iyi bir propaganda stratejisi oluşturmak gerekir. Oluşan propaganda planı ilk olarak emperyalizm emellerini ve zararlarını toplumlara tek tek anlatmalıdır. Bunun ardından emperyalizme karşı mücadele stratejimizin en temel noktası olan üniter yapının öneminden bahsedilmelidir.  Bunu yaparken toplum ulus stratejisi doğrultusunda birlik, beraberliğin sağlanması ve ayrılıkların aradan kaldırılması için eğitilmelidir. Mahallelerde kurultay salonları açılmalı ve oranın halkı ile düzenli olarak ulus bilincinin, ulus olmanın faydaları üzerine tartışılmalı ve sohbet edilmelidir. Emperyalist devletlerin filmleri, sinemaları, haber ve yayın ağları denetlenmeli, dünya uluslarına dair kültürel ve politik emperyalizm çalışması gerçekleştiren çalışmalar yurtta teşhir edilmeli, millete anlatılmalıdır. Uluslararası camiada ulus hakkında yapılan iftira, yalan ve her türlü aleyhte çalışmalara karşı propaganda araçları oluşturulmalı ve bu araçlarla ulus kendi haklarını savunabilir olmalıdır.


Üniter Yapıyı Sağlamlaştırmak, Sağlamak, Korumak


Üniter yapıyı neden bu kadar vurguluyoruz? Çünkü pekişmiş bir üniter yapı; ulusun, devletin bütünlüğünün garantisidir. Üniter devlet içinde ayrılma ve çatışma gerçekleşmez. Üniter yapı emperyalistler karşısında bir bütün hâlinde düşman olduğundan kuvvetli bir hattın ve ortak dayanışmacı ruhun savunucusu olur. Üniter yapı pekiştirilmiş bir hâlde ulus olma bilincini elde ettirdiğinde dilde, fikirde, işte birlik ilkesiyle beraber dar alanlara ayrılıp parçalanamaz. O sebeple ülkemizde, İran’da emperyalistler ilk olarak kültürel ve dinî ayrılıklar üzerine oynamaya çalışmış ve bunun ardından kontrol edebildiği azınlığı üzerimizde kılıç gibi sallamıştır.

Yazımızda emperyalizme dair bir kesin çözüm üretmekten ziyade imkânlar ve şartlar karşısında üretilebilecek çözümlere dair çerçeve ve plan çizmeyi amaç edindik. Bu doğrultuda başta kendi ulusumuz olmak üzere emperyalizmle mücadele eden tüm uluslar kendine bir mücadele çerçevesi oluşturmalı, ulus olma bilincini elde etmeli ve silahıyla, kalemiyle, tüm araçlarıyla emperyalizme karışı dövüşmelidir. Bununla beraber Galtung ve onun gibi fikir insanlarının düşüncelerini okuduğumuzda şunu sormalıyız kendimize: “Emperyalizme karşı bu fikirler kaç kere galip geldi?” Yine şunu sorabiliriz, “Emperyalizme karşı ulus bilinciyle mücadele yürüten anti-kolonyalist tavır niye kazanıyor?” 

Kaynakça

Johan Galtung

"A Structural Theory of Imperialism" (Emperyalizmin Yapısal Teorisi)

Lenin (Vladimir İlyiç Ulyanov)

"İmperializm, kak novieişii etap kapitalizma" (Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması):

Rusya Komünist Partisi (Bolşevik) 10. Kongresi (Mart 1921)

Merkez Müslüman Askeri Koleji (MÜSKOM) ve Müslüman Kızıl Ordu Konuşmaları

Lenin ile Yazışmalar ve Tartışmalar

Alexandre A. Bennigsen ve Chantal Lemercier-Quelquejay:

"Sultan Galiev: Le Père de la Révolution Tiers-Mondiste" (1960)

"Sultan Galiev and the Origins of Third World Nationalism" (1985)

Akdes Nimet Kurat:

"Sultangaliyev, Lenin ve Stalin" (1989)

Tahir Çağatay (Türk Tarih Kurumu Yayınları)

Fuat Köprülü'nün 

"Sultangaliyev ve Doğu Halkları" (1960)

"Sultangaliyev's Idea of Proletarian Nations"

Yorumlar