En başta bu süreç AKP ve MHP tarafından “Terörsüz Türkiye Çalışması” olarak adlandırılırken, emekli askerler ve muhalifler tarafından “2. Çözüm Süreci” olarak dillendiriliyor. Bu söylem ayrılığının altında yatan şeyin sebebi ise birçok gazeteci tarafından şu şekilde açıklanıyor: “AKP, ilk süreci başarısız idare ederek ülkeyi Hendek ve Sur çatışmalarına sürükledi; bu sebeple de süreci geçmişin başarısızlıklarından ayırmak için isim değişikliğine gitti.” Muhalefet cenahı ise bu sürece “2. Çözüm Süreci” ve “2. İhanet Süreci” diyor. Çünkü bu süreçte iki tarafın da taleplerinin değişmediği, bununla beraber terör örgütü KCK’nın Türkiye kolu PKK’nın siyasi etkinliğinin Türkiye Cumhuriyeti içerisinde etkinliğini yitirdiği; böyle bir zamanda terör ile uzlaşıya girmenin, ülkemiz sınırlarından atılmış örgütün tekrar güç kazanmasına ve hatta Sur ve Hendek operasyonlarından daha büyük kayba sebep olacak bir sona doğru ilerleyeceği iddia ediliyor.
Peki süreç nasıl işliyor?
Süreç, AKP, MHP ve DEM Parti saflarında çok iyi ilerlediği; olumlu gelişmelerin gerçekleştiği yönünde iddialar ve söylemlerle yürürken, muhalefet bloğundaki milliyetçi partilerden Zafer Partisi, Anahtar Parti, İYİ Parti saflarında sürecin işlemediği; Irak’ta ve Suriye’de PKK-YPG unsurlarının Türk ordusuna saldırısını kesmediği, Türkiye içindeyse Ateşin Çocukları adlı örgütün sabotaj eylemlerine devam ettiği yönünde yankı buluyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ buna ek olarak, AKP yönetiminin sürece dair gerçekleri gizlediğini iddia ediyor ve sınır dışında Türk askerine yapılan drone saldırısına dair açıklama yapılması gerektiğini vurguluyor.
Muhalif gençler ise bu süreçte AKP ve MHP’yi süreci işlemekle, ülkenin zararına hareket etmekle suçlarken; Zafer Partisi’ni ve diğer milliyetçi yapıları sokak eylemliliklerine geçmediği için yetersiz bulduğunu söylüyor. Bununla beraber ana muhalefet partisi CHP yönetimi ise halk ve gençlik tabanından, “belediye başkanlarına yönelik yapılan operasyonlara gerekli reaksiyonu göstermemekle”; “Terörsüz Türkiye” adlı süreçte AKP-MHP ile aynı çizgide bulunmakla ve anayasa değişikliği tartışmalarında ise bir kesim CHP’nin AKP’ye karşı gerekli tavrı koyduğunu iddia ederken, bir başka kesim CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in anayasayı mecliste tartışıp değiştirme çağrısını, “AKP’nin halk tabanında bu kadar zayıf olup bu işi mecliste halletmeye çalıştığı bir vakitte, Özel’in meclisi işaret etmesinin AKP’nin aleyhine değil, yararına bir söylem olduğu” şeklinde değerlendiriyor.
Yorumlar
Yorum Gönder