Huzursuzluğun Döngüsü: Bizi Kurtaracak Son

 Bu yazıda her şeyin geçiciliğinden, geçici olan huzurdan ve hep var olan huzursuzluktan bahsedeceğiz.

Press enter or click to view image in full size

Amacın Seküler Yükü ve Kaçınılmaz Hüsran

Nasıl açıklasam bunu? Şöyle açıklayayım: Biz insanlar hüsran ve bilimle yüzleştikçe tanrıları bıraktık ya da onlardan uzaklaştık. Onlar bizden yiterken, onların anlamlandırdığı “hayat”, onlarla yitirdiği manasını bilim ve felsefenin kucağına oturarak geri kazanmaya çalıştı. Bu sebeple birçok Modern Düşünür, insanların hayatını yaşamaya değer kılacak şeyin amaç olduğunu kanıtlamaya çalıştılar. Bunlar için bazı Modern Filozoflar, modern “İnançsız Protestan Ahlakını” yarattı. Bir benzeri de Sartre’nin:

Tanrımıza (Gayemize) Ulaşamadığımızda Ne Olur?

Ne olacağı pek açık: Emel’in hislerini yaşarız. Tanrımızı yitiririz; yaşamın yüzleşmediği anlamsızlıkla dua etmekten, çabalamaktan vazgeçeriz. Kısaca bizler, anlamlarla süslediğimiz yaşamımızda gerçeklerle yüzleşmeyerek ruhumuzu öldürür, ruhsuz bir keder ve eylemsizlik içine gireriz. Bu eylemsizlik hâlinde ise yaşam bize öyle durağan, sıkıcı ve iç karartıcı gelir ki, yaşamaktan nefret ederiz. Sanki biri olsa iyi olacak gibi hissederiz ama onlar, bizim anlam katamadığımız hayata anlam katacak güçte değillerdir. Ve biz bu durumda, onların bizi anlamadığı hissine kapılırız. O hisler bizi biri dokunsa ağlayacak gibi yapar.

Sonuç: Exnihilizme Bir Bakış

İşte Exnihilizm burada devreye giriyor: Bu yolu benimseyenler, bu hayatın bir anlamı olmadığı, eylemlerin de anlamsız olduğunu kabul ederler. Ancak “hareket eşittir zaman” diyerek bir şeyler yaparlar. İşlere girişirler ve oyunlar oynarlar. Uğruna hareket ettikleri şeyi başaramadıkları vakit, ona “zamanı hareket ettirme işinden” başka bir görev atamadıklarından, ulaşamamış olmanın kederini duymazlar. Hemen bir başka işe girişirler ve bir başka hareketle zamanı ilerletirler. İnsanların onlara karşı olan tavırlarına karşıysa umursamaz olurlar, çünkü onlar yaşamı kabul ettiği gibi insanı da olduğu gibi kabul ederler. İnsanlara olan kabullenişin sebebi de esasında yaşamı kabul etmekten geçer. Yaşamı kabul eden birisi, yaşamı kabul etmek için insana ihtiyaç duymaz.

Yorumlar