Ben bu platformu bir arkadaşımın tavsiyesiyle keşfettim. Kendisi fikirlerini önemsediğim biri olduğundan buraya gelirken sorgulamaya gerek duymadım. Bununla beraber sorgulamamış olmam beni bir pişmanlığa da itmedi, burada olmaktan keyif alıyorum.
Keyif almamın sebebi ise ücretli içerikler üretebiliyor olmak (ücretli içeriklerden kayda değer bir şey gelmiyor). Yanlış anlaşılma olmasın, ben paraya düşkün birisi değil, paraya çok düşkün birisiyim; çünkü ‘’Yıkılan Gökdelenler: Düzenden Çıkmak Üzerine Sohbet’’ adlı yazımda açıkladığım gibi, yıkımı mümkün olmayan esaret sistemleri içinde özgürlüğün ölene kadar sürmesi için gereken şey maddi güçtür. Neyse, işte bu saydığım sebeple ben paraya çok düşkün birisiyim. Ama velakin para kazanmak için de yazmıyorum, para kazanmanın yolu yazmak değil, üretmek ve satmaktır bence.
‘‘O hâlde neden ücretli içerik çıkarmak keyif veriyor?’’ diye sorabilirsiniz; buna cevap açık: Ben yazılarımı ne kadar kişinin okuduğunu önemsemiyorum, fikirlerimin toplumsallaşmasını da istemiyorum. Fikirlerim zaten toplumsallaşmaz da, hadi hasbelkader öyle bir şey oldu diyelim, filozof babalarımızın düşünce sistemleri gibi olur. Düzen içinde ‘‘Köle Ruhu’’nu sindirmiş insanlar yazılarımdan birkaç özlü söz alıntısı yapar ve ’‘Hiçtensonracılık (Exnihilizm)’’ be abi diyerek yapay ve modern entelektüel ortamlarda sloganlar atar. O sebeple efendim, benim yazımı insanların okuması pek mühim değil.Bir felsefi sistem oluşturdum ve onu pekiştirmek istiyorum. Bunun haricinde, kendimi maddi olarak var etmek ya da fikirlerimi yaymak gibi bir gayem yok; yazıyor olmamın dahi bir amacı yok, sadece keyif alıyor ve vakit geçiriyorum. Hâlâ sorunuza cevap vermediğimi biliyorum; ücretli içerik üretme sebebim, ücretli üyelik alan insanların okumayı, yazmayı ve düşünmeyi daha çok sevdiğini düşünmemle alakalı. Bu sonuca varmamın sebebine gelecek olursak, sanırım belli bir okuma sınırı var ve ücretli üyeler o sınırı aşmak istiyorlar ve ben burada yazmış olduğum ‘’Sadakatsizlik Hakkı’’, ‘’Meme Bir Besin Kaynağıdır’’ gibi ve az önce bahsettiğim yazımı onu okumak isteyene okutmak isterim. İleride yazacağım yazıların birçoğu da yine onu okumak isteyenlerin okumasına açık olacak. Allah aşkına 0,07 Cent kazançla ayda bin kişi okusa ne faydası olacak.

Buraya, bu platforma dair yorumuma gelecek olursak; burada olduğum sürece gözlemlerim sonucunda şu kanaate vardım: Bir sürü insan yazılarını seri ve hızlı tüketilebilir ürün gibi pazarlamaya çalışıyor. Bin kelimeyi geçen ciddi bir yazı görmek zor. Yazdığı yazıda bahsettiği şeyle ilgili kaynakları araştıran da çok az insan gördüm. Ben bir yazı okurken öne sürülen bir fikir veya tez varsa, onunla ilgili kaynak gösterilmesi taraftarıyım.
Tamam, fikirlerimin yayılıp yayılmaması mühim değil dedim elbette ama ben bir yazı yazarken öne sürdüğüm fikirlere dayanak sunmak ve ciddiyet katmak isterim. Burada birçok arkadaşta bunu göremiyorum. İlk şikâyetim olan seri üretim yazıların maddi gaye ile yazıldığını, yazarın dahi kendi yazılarını ciddiye almadığını anlayabiliyorum. Peki, ikinci şikâyetimdeki arkadaşlar ne yapıyor? Fikirleriniz ne olursa olsun paylaşıldıktan sonra sizi temsil ediyor ve siz kendinizi neden ciddiye almıyorsunuz? Yaptığımız işleri abartmanın anlamı yok elbette ama ciddiyet önemli bir şey bence.
Okuyucu kitlesi de çok zayıf gibi; ciddi yazılarımı okuyan çok az kişi var. Örneğin az önce bahsettiğim üç yazıma da en ciddi etkileşimi veren Bahadır Özerdem Hoca idi. Neyse, işte bu iki yazı benim içime sinmiş yazılar ve buradaki yayınlara kıyasla biraz uzunlar ve ben de bu sebeple bunları yayımlarken ‘okunmaz’ diyerek yayımladım. Allah’tan Bahadır Hoca var ve bizim nesil gibi Instagram Reels gibi yerlerde beynin odaklanma kabiliyetini peşkeş çekmemiş. Demek istediğim şu dostlar, sizler okumayı sevdiğiniz ve popüler sosyal medya uygulamalarında vaktinizi çöp etmek istemediğiniz için buradasınız. Kendinizi burada da beyni uyuşturan kısa odak yayınlarına bağlamayın ve öyle yayınlar yapmayın. Ben herkesin ciddi ve güzel yazılarıyla kendimi geliştirmek isterim.
Yorumlar
Yorum Gönder