Onurlu Yaşam

Merhaba Dostum,
Seninle bir önceki yazının devamı hakkında konuşacaktık aklımda, lakin şu an canım başka şeyler konuşmak istiyor. Bildiğin gibi yaşam denen şeyin ortasında bir anlam bulamadığım gibi, anlamı olmayan dünyadaki her türlü alçaklık beni deli ediyor.


Bu deli olma halini öyle böyle bir şey olarak algılama, sadece güzelleme yaptım. Esasen ben zaten anladığını düşünen biriyim; zira böyle olmasaydı tüm bu alçaklıklar karşısında öfkelenir ve reaksiyonlar içine girerdim ama artık hiçbiri olmuyor. Bunların düzeltilemeyeceğini, yok edilemeyeceğini ya da kabullenilmesi gerektiğini biliyorum. Fakat bu durumda ben sessiz kalmak, kabul edip susmak ve rıza göstermek de istemiyorum.

Bu sebeple manası olmayan yaşamda, tüm Eksnihilistlerin yapacağı gibi kendime zamanı hareket ettirecek eylemler buluyorum. Bu eylemler şahsi tecrübelerim ve gözlemlerim sayesinde şekilleniyor. O sebeple manası olmayan yaşamda, zamanı ilerletmek dışında mana barındırmayan eylemleri en onurlu pratiklere dönüştürüyorum. Zamanın sonu geldiğinde hiçbir anlam ifade ediyor olmasa dahi erdemsiz pratiklerin esiri olmamış hür bir sahne sahnelemiş olacağım.

Bu sahnenin onurlu veya onursuz olmasının da benim nezdimde pek manası yok elbette; ama onurlu bir yaşam, manası olmayan yaşamda kudrete erişme imkânı olan insanlar için daha meşakkatli bir yoldur. Bu meşakkatli yol, yaşamı ilerletecek hareketi daha güçlü kılacaktır.
Yaşamı ilerletecek hareketin onurlu yaşamda daha kudretli olmasının iki sebebi vardır: Birincisi, zorluklar insanı sürekli bir eylem içerisinde tutar; bu eylem hali ise fiziki hareketin yanı sıra zihinsel düşüncelerle ve bunalımla verilen mücadeledir. Bu mücadele elbette çok yorucudur. Kişinin kendini kişisel etik ve erdem sınırlarıyla dizginlemesi ve konfordan uzak durması, aksi yönde hareket edenleri gördükçe onu anlamsızlık acısıyla sürekli ve sert bir şekilde karşı karşıya getirir. İşte tam bu noktada Eksnihilist düşünce veya benzeri düşünce sistemleri devreye girer. Eğer Eksnihilist biri bu anlamsızlıkla sürekli karşı karşıya kalırsa, durumu zaten önceden kabul ettiği için bunu bir yıkım olarak hissetmez. Çünkü anlamsızlık bir kez kabul edildiğinde sert veya yumuşak değil, sadece anlamsızlıktır.

Bir de kişinin onurlu yaşamdan taviz verdiğinde ve sırf konfor uğruna etrafındaki onursuz şeylere tamah ettiğinde ne hâle geldiğini görüyoruz. Bunları uzun uzun açıklamaya gerek duymamakla birlikte kısaca örnek vermek gerekirse; dünyada başarıya ve güce ulaşmış fakat bu güçle beraber kendi içsel boşluğunu bastırmak için kontrolsüz hazların, ağır bağımlılıkların ve sınır tanımayan sapkınlıkların içine düşmüş kişiler gösterilebilir. Çünkü bunlar varlıklarını peşkeş çekmiş; kendileriyle baş başa kaldıklarında ise yaşamlarının utancı ve varlıklarının anlamsızlığıyla yüz yüze gelmişlerdir. Bu yüzleşme hali onları sürekli kaçmaya, daha uç uyarılarda heyecan aramaya ve içten içe akıllarını yitirmeye mahkûm eder.
Kişi yaşamını ve ona dair perspektifini çizmekte hürdür. Evvela Eksnihilizm, iyi ve kötünün ötesinde olan perspektifiyle kişinin seçtiği yolu yargılamaz ve dışlamaz. Lakin onursuzluk temelinde ele aldığımız husus, Eksnihilizmin anlamsızlık kabulüyle taban tabana zıttır. Eğer kişi gerçekten içsel illüzyonlarıyla hissetme imkânına sahip olduğu huzuru da anlamsız olarak adlandırdığımız yaşamın nimetlerinden ötede tutuyorsa, zaten bu fikri tam olarak benimseyememiş demektir.

"İki taraf da anlamsızlıkla yüzleşiyor" diyebilirsiniz elbette; fakat aradaki temel fark şudur: Onurlu yaşarken anlamsızlıkla yüzleşen insan, yaşamın bütünüyle anlamsız olduğunu görür ve dinginleşmenin, bunu kabullenmenin yolunu arar; başarırsa mesut, başaramazsa nihilist olur. Onursuz yaşamda ise anlamsızlıkla karşılaşmak, yaşamın anlamsızlığını kabul ettirmez; aksine yalnızca kişinin kendisini anlamsızlaştırır ve onu sürekli yeni arayışlar peşinde zıvanadan çıkarır. Hatta insanı, henüz onurunu koruduğu dönemlerde karşılaşsa yakıp yıkacağı, yok edeceği şeylerin tam ortasına iter.
Dostum, kısaca söylemek ve mektubu bitirmek gerekirse: Düşünce temellerim çerçevesinde bu yol, anlamsızlık içinde anlamsız olan ve kendini sertçe hissettiren acıyı barındırıyor olsa dahi, beni vicdan azabı ve kişiliksizlik bunalımları içine sokmadığı müddetçe güzel bir şeydir.

Sevgilerle, Dostun.

Yorumlar